Geçen yıla dair…NEDİR Kİ İNSAN?

Standard
Yeniyi sevenlerdenim, ondan korkanlardan değil. Yeni ev severim, bu yüzden sıkça ev değiştiririm. Yeni şehir severim, mobilitemiz sınırsız, taa Shanghai’a bile gittiğimiz hesaba katılırsa. Yeni dua severim, ortaokulda zorla öğretilen Arapça olanları değil. Yeni arkadaşlıkları, yeni insanları severim; eskileri bağrıma basarken, yenilerden de kendime dair, hayata dai…r birşeyler öğrenirim. Yeni araba kokusu severim; arabadan dolayı değil, sadece o koku yeniliği hatırlatıyor diye. Yeni yılı severim, severim de garip bir şekilde yeni yılın ilk günü bana hep bir hüzün verir. Gerçi bugün yeniay Oğlaktaymış, Jupiter ile Lilith birbirine karşıymış, o yüzden benim gibi alık Balık olanlar pek bir etkilenirmiş, vicdan muhakemeleri su yüzünde oynaşır, iç dünyadaki girdapları harekete geçirirmiş. Yıldızların hayatımız üzerinde etkilerine kesinlikle inansam, hatta bu konuda eğitim almaya başlamış olsam da, benim muhakemelerim bu yaşıma kadar hiç bitmedi ki; Jupiter ile Lilith olsun sorumlusu bugün için. Geçen yılın muhakemesini oturup yapmadım; çünkü her gün zaten yapılmış hesapların  yılsonu sağlamasını yapasım gelmedi. Ama biliyorum ki, çok şey öğrendiğim, dönüştüğüm bir yıl oldu.
Düşünülenin aksine, çocuklar annelerinden öğrenmiyor; anneler çocuklarından öğreniyor çoğu zaman. Kızımın ben öğrenirken gösterdiği sabır ve hoşgörü bana ilham oldu; ona hakettiği özgürlüğü, ruhunun genişlemesi için ihtiyacı olan alanı tanımak için kendime geride durabilecek teslimiyeti diledim. İnsanın geride durabilmesi sadece çocuğuna kendini bulma fırsatı sunmakta değil, hayatın her alanında ne önemliymiş. “Haydi atıl kurt” tarzında bize yıllarca verilmiş gazdan ayağını çekip, hayatın üzerine durgun sulara sırt üstü uzanır gibi uzanınca, enerji tasarrufu maksimumda, iç sukunet en yankılananından oluveriyormuş.  Hayatın içinde akmak, akıntıyla ya da ona karşı atılan kulaçla değil durağanlıkla daha bir sakin oluyormuş.
Ben teslimiyeti bilmezdim. Yogaya burun kıvırır, meditasyonda üç dakika oturamazdım. Hızlı tren gibi uçan bir zihnim, nefes aldığımı farketmeyen akciğerlerim, hareketi sevmeyen kaslarım vardı.  2013 bana bu bildiklerimin hepsinin şartlanmadan ibaret olup, bildiğimi sandıklarımın aksini göstermede  bana müthiş bir ayna oldu.  Farkındalığın tadını, sessizliğin şifasını, ruhun yolculuğunun rotasını bana öğretti.  Ve hayatta ne yapıyor olursam olayım; ister kurumsal hayatta deli bir tempoda koşturayım, ister Tibet’te bir manastırda meditatif bir halde günlerce oturayım, her koşulda kendim ile, öz ile bağlantıda kalabileceğimi kulağıma fısıldadı. Çok da ruhani sanmayın beni. Yemeye içmeye, gezmeye, tozmaya, çılgınlığa, dedikoduya, masaüstü oyunlarına, kitaplara, filmlere, hikayenin her türlüsüne bayılan bir dünyalıyım. Hatta en hasından dünyalıyım. Üzülürüm, ağlarım, gülerim, bozulurum, küserim zaman zaman. Ama artık biliyorum ki bunların hiçbirine çok önem yüklememek, hepsine aynı mesafededurabilmek  lazım. Çünkü demiştim ya birkaç gün önce de yeni gelen yıla dair: Bu da geçer yahu….
Kısaca, 2013 benim için gerçek dostları öğrenme yılı da oldu. İnsan insanın bazen yakıtı, bazen zehridir. Bana gerçeklikleri ile yakıt olan harika dostlarımın varlıklarını hissettim bu yıl. Gönül gönüle teğelleniyormuş; sıkılaştı bağlarımız ve ben bunun için minnettarım. Dost görünenlerin hayatımı terk eylediği de bir yıldı aynı zamanda.  Dönüşümümde katkıları oldukları ,vazgeçebilmenin zor dersini  önüme koydukları için onlara da minnet duyuyorum. Yolları açık olsun…
2013’te yoga eğitmeni oldum, ders verdim, öğrencilerimden kendimi, kızımdan anneliği ve insanlığı  öğrendim. Yeni dostlar edindim, eskileri ile yol haritası çizdim. Yeni işe başladım. Uzak bir şehirde birkaç ay yapayalnız kaldım: özlemi, kendibaşınalığı hatırladım. Astroloji kursuna başladım, yıldızların hayatımızdaki izdüşümlerini gördüm. Hepimizin kocaman bir evrende görünmeyen bağlarla bağlı olduğunu hissettim.  Yeni kitabımı yazmaya, söyleyemediklerimi söylemeye  adım attım.
2014’te hayatın beni taşıyacağı yerleri, duyguları; benim için, insanlık için hazırladığı müfredatı merakla bekliyorum.  Ayaklarımı gazdan çekip, lotus pozisyonunda kenetledim; hayallerimi zihnimden kalbime taşıdım, nefesimi en derininden aldım: Hazırım… Nedir ki insan, “bilinmez”  bir güneş gibi yükseldiğinde, küçücük bir gölgeden başka… Bilinmez bilinire dönüp batarken ufukta, gölgesi devleşir ama…
Bilebilmeye; içten, kalpten bilmeye, hatırlamaya, öğrenmeye niyet ediyorum… İyi seneler!
sun
Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s