TEKRAR DENE VE SEV: YOGA…

Standard

Bundan 3 yıl önceydi. Bir gün tüm tembelliğimi ve mideme olan düşkünlüğümü bir kenara bırakıp, çalıştığım şirkette öğlen verilen yoga dersine katılmaya karar verdim. Derse gitmek demek, öğle yemeğini kaçırmak, yemek sonrası sigara keyfini feda etmek, en önemlisi popoyu bir yerde jöle gibi yaymaktan vazgeçmek anlamına geliyordu. Nasıl bir haleti ruhiye içindeysem, rutin zevklerimi bir kenara koyup, kendimi yogada buluverdim. Bulmaz olaydım!!! Belli ki derslere girenler benim gibi öğle tatillerini keyif peşinde geçirmiyorlar, sıkça yogaya geliyorlardı. Onlar ne hareketler oyle, ne duruşlar, ne biçim nefes almalar. 3-5 hareket derken, kaslarım felç geçirecek sanıp, panik olmaya başladım. Hoca “Pınar, bravo, nefesleri çok doğru alıyorsun ilk dersin olmasına rağmen” diyor. “Ne doğru nefesi! Ben yaşamaya çalışıyorum, can havliyle alınan nefesler bunlar” diyesim var ama bedenim gibi dilim de paralize olmuş. Ya ne işim var benim burada diye kendimi yerken, bir yandan da hırs yapıp, her poza girmeye çalışıyorum. Böyle görmüşüm ben: bir misyon varsa, başarana kadar zorlayacaksın! Hayatı zorlamaya alışmışım, kendimi zorlamaya, ilişkilerimi, işimi gücümü, herşeyi sonuna dek zorlamaya…

O yoga dersinden gözü yaşlı çıktım. Hem her yerimin ağrısından, hem de yenilgiden dolayı belki bir parça da… O günden sonra bir hafta kollarım, bacaklarım, karın kaslarım ağrıdı. Her seferinde küfrettim “Ne işin vardı yogada?” diye kendime. Öğlenleri yemeği ve sigarayı arttırdım, o günün telafisini yapayım diye. Ve yogayı bir daha açılmayacak bir kutu ile zihnimin en karanlık köşesine kaldırdım. Sonra bir gün, o kutu kendine kendini devirip açıldı mı, yoksa ben kapağı kapatmayı mı unutmuşum, bir anda yoga çıkageldi yeniden aklıma. Aman yok, ne berbat bir tecrübeydi o diye kovuşturmaya çalışsam da, gitmek bilmedi. O zamana kadar yoga yapanları “mazoşist”, hele hele yoga eğitmeni olmaya karar veren bir arkadaşımı “deli” ilan etmiştim. Tekrar yogayı denersem, ben de bu sıfatlardan nasibimi alacaktım.

Ama ben biraz deliyimdir zaten. Sevmediğim şeyleri belki de bir gün severim diye, tekrar tekrar denerim. Mesela ciğer hiç sevmem ama önüme ciğer konulursa, illa ki denerim. İnsan değişir deyip duruyorum ya, beğenileri de değişiyor. Sevmediğim enginar ve kereviz, bu “tekrar dene ve sev” deneylerim sonucu şu an vazgeçemediklerim haline geldiler. Sadece yemek ve aktiviteler değil, bazı insanlar da bu tekrarlardan sonra kalbimdeki seviyelerini değiştirdiler.

Neyse, sonuçta aradım bir yoga merkezini ve ilk yoga dersine gitmeye karar verdim. Gittiğim ders ileri seviye çıktı, neyse ki o ilk tecrübemi anlattım da, beni geri yolladılar “Bu derse girersen, yine benzer ve yanıltıcı duygularla ayrılabilirsin” diyerek. Yılmadım, ertesi gün önerilen derse girdim. Ne de iyi ettim! Bir ders, iki ders, üç ders derken, derslerin sayısını bilmez oldum. Her derste bedenim ile ruhum arasında eşsiz renklerde bağlar, değişik değişik köprüler kuruldu. Zihnim dinginleşti. Zaman zaman istemsiz gözyaşları beni şaşırtarak gözlerimden aşağıya atladılar. Zaman zaman çok zor hareketlerle karşılaşınca yeni tutumum beni derinden etkiledi. Eskiden zorlayan ben, şimdi yapabildiğim yere kadar devam ediyorum, yapamadığım kısımda kabul ediyorum, bir sonraki sefer tekrar denemek üzere o konuyu bir kenara koyuyorum. Ben bildiğin teslim oluyorum!

Hayatımda mutlak teslimiyeti yaşadığım tek yer yoga matımın üzeri, “şimdi”de olduğumu gerçekten hissettiğim tek an yoga yaptığım zaman, içsel savaşlarımı sevgiyle ve kabullenmeyle birer birer saldığım tek hayat dilimi yin yogada hareketsiz kaldığım pozlar…

İtiraf ediyorum ki beni düzenli olarak kendine bağlamış tek fiziksel aktivite de yogadır. Kaç kez spor salonlarına deli paralar verip, 1 hafta gidip, sonra bir daha adım atmamışımdır. Bu yüzden birçok spor salonunun muhtemelen en sevdikleri müşterisi ben oldum yıllar yılı. Ama şimdi, herşey yoga ile değişti. Ben değişmekteyim. Bedenim değişiyor, güçleniyor. Bu bedensel değişim sırasında ruhum da esniyor, zihnim de…

Şimdi yeni bir yola adım atmak üzereyim. Müptelası olduğum yogayı hayat felsefem haline getirmek, bu konuda daha da derinleşmek için, yoga eğitmenliği eğitimine başlıyorum… Yoganın her insanın hayatına olumlu etkileri olacağına eminim. Ve kimbilir belki ben de yogayı çevreme öğreterek, bir katkıda bulunurum….

Bu arada ben bunları yazsam da, sürekli derslere girsem de, evde en yogi kişi Dafne. Özellikle başaşağı pozlarda kendisi doğuştan yetenekli. Üstelik baş aşağı gelmesi gereken doğum zamanı, ters durup, inatla dönmemişti. Ama belli ki , aslında pek de iyi biliyormuş bu pozu:-)

Yogayı denemeyeniniz varsa, şiddetle denemenizi öneririm. İlk seferde sevmezseniz yada sevmediyseniz, mutlaka benim tekrar deneyip sevme yöntemimi uygulayın. Size katacakları tahmin edebileceğinizden çok çok ötede… Kendinize yoga ile bir şans verin…

 

NAMASTE…

yoga resim

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s