Sevgi denen eşsiz dua…

Standard

prayerSevgi, en doğal duadır. Yüreğinle edersin, bir tebessümle mühürlersin.

Sevgi, bedeni, maddeyi aşıp; ruhu gören, ruha duyulandır.

Sevgi, söze gereksinim duymaz; sessizce yaşanır. Anlatılmaz; zaten anlaşılır.

Sevgi, özgürlüktür. Kendine ve sevdiğine kanat takmak, “Uçmanı istiyorum” demektir.

Sevgi, korkusuzdur. “Benim ol” demez “benimle ol ama kendin ol” der.

Sevgi bağımsızdır. Kişiye, hatta sevenin kendisine bile bağlılığı, verdiği sözü yoktur.

Sevgi, ruhun beslendiği yağmur; hayatın yeşerdiği topraktır.

Hal böyleyken, şaşıyorum halimize… En başta kendime… Yıllar yılı sevgiye adlar, kişiler yakıştırmama. Sonra onları kafese koyup, aman sakın uçup gitmesinler diye tutmama. Severken boğmama, boğarken nefessizliklerini anlamamama.

“Sevgi toplumun bir öğretisidir” derdi çok saygı duyduğum bir kişi. Saçma bulurdum. Şimdi anlıyorum aslında ne dediğini. Çünkü bizlerin sevgi diye adlandırdığımız sahiplenme duygusu, gerçek kaynaktan uzak, sevgiden bağımsız, öğrenilmiş bir duygu. Bizler seviyoruz derken, “benim olmalısın” diyoruz. Oyuncak bir bebeğe sarıldığımız, onu hayatımızın her köşesine taşıdığımız gibi sevgiyi de çekiştiriyoruz. Egomuza ters düşmesin diye, onu kendimize benzetmeye çalışıyoruz. Sevgi uğruna (!) ağlıyoruz, kavga ediyoruz, hatta cinayetler işliyoruz. Sevgisizlikten korkuyoruz. Korku ile kimi zaman kendimizden vazgeçiyoruz. İşin kötüsü, bu hallerde sevginin yakınından bile geçmiyoruz.

İnsan anne olunca sevginin en koşulsuzu ile tanışıyor. Senin bir parçan, sen olmaktan çıkıyor, bir birey olarak büyümeye, serpilmeye başlıyor. Artık “O benim” duygusu yok. Artık “O iyi olsun” duygusu var. Çünkü O hep benimle kalmayacak. Bunu kabullenmek ve onun için kendin için dilediğinden bile fazlasını dilemek, hep ama hep iyiliğini istemek, seni itse de sevmeye devam etmek… İşte gerçek sevgi bu.

Benim kızım babasını benden çok seviyor. Bu benim ona duyduğum sevgiyi azaltmıyor. Oysa bir erkek başkasını senden çok severse, kıyamet kopmuyor mu içinde? “Yazıklar olsun”’dan, “Beni tekrar  sevsin”e giden ince yolda saçma sapan duygu ve davranış silsilesi ile sarsılmıyor musun? İşte orada durup bir düşünmek lazım. Sen gerçekten karşındakini mi seviyorsun, yoksa onun sana hissettirdiklerini mi? O hisleri geri çekince, seni kendinle bırakınca, içinde koca bir boşluk mu oluşuyor? O zaman dostum, senin hissettiğin sevgi değil… Çünkü gerçek sevgi, koşullara bağlı değildir. Ya vardır, ya yoktur. Gerçek sevgi ağlatmaz, acı getirmez. Çünkü senin güzel bir parçan olmuştur… Sevgi sensin… Kimse değil…

Sevgi özgürleştirir. Seni, tüm kötü duygulardan arındırır. Çünkü hepsinden güçlüdür. Seni büyütür; çünkü ruhunu sınırsızca besler. Seni korur; kendinden…. Seni, kendinle başbaşa kaldığında, en büyük yalnızlıklarda bile dolu dolu hissettirir. Sevgi bir his değildir, değişmez. Sevgi bütünlüktür; ruhunun tutarlı bir bütünlüğü… Sevgi, kendi kişisel cennetindir.

Dafne’ye duyduğum koşulsuz sevgi, sevgiye dair tüm düşüncelerimi sildi, süpürdü. Yerine sadece hisleri koydu. Çünkü sevgi düşünceyi sevmiyor(muş). Sevgi, gözlerini kapattığında, kendinden, egondan bağımsız ettiğin sessiz bir duaymış…

Amin….

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s