BİR FİLM İZLEDİM…

Standard

Dün gece Dr. Jivago adlı filmi izledim. Uzun, çok uzun bir film. 3,5 saat kadar sürüyor. Üstüne üstlük 1960larda çekilmiş eski bir yapım. Ben  eski filmleri çok sevmem normalde. Çok uzun filmleri ise hiç sevmem. Ama Dr. Jivago bu önyargımı kırdı; beni çok yoğun duygulara maruz bıraktı, gülümsetti, ağlattı ve en çok da düşündürdü.

Filmi anlatmayacağım, olur da izlemek isterseniz, zevkini kaçırmayayım diye. Ancak bende bıraktığı bir takım izleri ve soru işaretlerini yazmak istedim. Kendimle konuşur gibi….

Filmin çekildiği  yıllarda iletişim şu anki gibi hızlı ve yoğun değil elbette. Sevgilinize yazdığınız bir mektup ancak haftalar hatta aylar sonra onun eline ulaşabiliyor. Oysa şimdi saniyeler içinde emailinizi ulaştırabiliyorsunuz. Herşey hızlı, herşey daha kolay. Ama bu daha iyi mi?

Aklıma lise yıllarım geldi. O zamanlar binlerce kilometre uzakta yaşayan yabancı bir sevgilim vardı. Uzaktan uzağa da nasıl ilişki oluyorsa! İşte o zamanlar oluyordu, hem de her türlü iletişim güçlüğüne rağmen. Aynı dili konuşmamamıza, üstüne üstlük ayrı ülkelerde yaşamamıza ve birbirimize yazdığımız mektupları ulaştıracak tek kurum olan PTT’nin insafına kalmamıza rağmen. Hatırlıyorum, okuldan sonra ilk iş posta kutusuna bakardım. Bir sayfa dolusu güzel sözü okumak için günlerce beklerdim, bazen haftalarca. O posta kutusunda mektup bulacağım hayali içimi titretirdi.  Sadece 1-2 kez gördüğüm genç bir “oğlan”ın hayalini gunlerce, haftalarca kurardım, ona yazacaklarımı tasarlardım.  O bekleme hali, o birbirine ulaşmadaki zorluk o masum aşkı perçinlerdi, beni daha sabırlı, daha duygu dolu, daha hoşgörülü kılardı sanki.

Şimdilerde ise sabırsız olduk. Herşeye hemen ulaşabilme kolaylığı, bizlerde duyguları harcama haline dönüştü sanki. Beklemenin verdiği hazzı unuttuk, hatta bizden bir sonraki jenerasyon hiç tanımadı. Saniye hızındaki iletişim, saniye hızında aşklar ve tüketişlere yol açtı. Eskiden aylarca beklenen aşk mektupları, bir günde karşılıklı 20-30 maile dönüşünce, sihrini kaybeder oldu. Herşeyi iştahla yiyip bitirmeye başlayan bzler ise, sonunda duygu diyetlerine girer olduk.

Nerede kaldı o zamanki küçük mutluluklar? Kendi adıma söyleyeyim, o zamanlar o posta kutusunda bir zarf bulmanın verdiği inanılmaz hazzı, bugün emaillerde bulamam. Bugün küçük şeylerden o denli delice mutlu olmuyorum. Sabrım ise ben büyüdükçe, küçülmüş. Ben bunu teknolojinin benden hızlı ilerlemesine bağlıyorum.

Siz en son ne zaman mektup yazdınız? Email değil, el yazınızla yazdığınız, zarfa koyup, posta yoluyla yolladığınız bir mektuptan bahsediyorum. Ne gerek var, değil mi? Doğru, belki bu kadar kolayken iletişmek, ne gerek var onca zahmete… Ama ben o mektupların tadını unutamam. Uzak ülkelerdeki sevgiliden yada Neslihan’dan, Gonca’dan gelen uzun uzun mektuplar. Ya ne güzel günlermiş!

Neyse filme dönersek, Dr. Jivago’da inanılmaz bir hatta iki, aşk hikayesi var. Uzaklıkların, ulaşamamaların verdiği sabırla, aşkla, anlayışla yoğrulmuş; tükenmeyen, tüketilemeyen aşk hikayeleri bunlar. Bir diğerinin nerede olduğunu, ne yaptığını bilmeden geçen yıllar, buna rağmen üzeri örtülmeyen yoğun duygular, unutamayışlar.  Şimdilerde ise eşimiz cep telefonunu üstüste iki kere açmasın, hemen başlıyoruz şikayete.  GSM operatorleri hayatımızı da, aşkımızı da yönetir oldu. Internet hayatımızı vitrinlere koydu. Herşeyi o kadar kolay ve açıkta yaşamak ise,  bizleri bir nevi Truman Show karakteri yaptı.

Dün filmi izlerken aklımda hep iki kelime çınladı: MAHREMİYET ve MAHRUMİYET…  Mahremiyet ve masumiyet insanın ruhunu dış tehditlerden koruyan güzel iki kuzenmiş, şimdilerde pek sık ortalarda görünmeyen… Sabır ve teslimiyet de onların diğer aile fertleri…

Filmden sonra ben onları arar oldum. Cep telefonları olmadığı için, yazmayı uygun buldum.

Kendilerine rastlarsanız, haber edin lütfen… Onları hayatıma davet ediyorum.

 

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s