Kaybolmuştum… “ŞİMDİ” Bulundum!

Standard

Çok uzun zaman oldu. Yazmayı unuttum, hatta onu bırak, kendimi unuttum.

İnsan kendini unutabilir mi? Unutur. Nasıl bir insan olduğunu, alışkanlıklarını, sevdiği ve sevmediği şeyleri, gülmeyi, paylaşmayı, aslında neye benzediğini, kimleri neden sevdiğini , kendiyle ilgili daha bir ton şeyi unutabilir(miş).

Aylardır kendime yabancılaşmışım, aynadaki dağınık görüntüyü ben sanmışım, içimdeki aslında bana ait olmayan sıkıntıları göbek bağı gibi taşımışım, çevremdekilere ne kadar yakın olsalar da uzakmışcasına davranmışım. İki adım ileri atıp, beş adım geriye düşmüşüm. Severken göstermemişim, bağıracakken susmuşum. Ben bildiğin hayata küsmüşüm. Onunla bağlarım kesilince de, ışıklar sönmüş gibi karanlıkta kalmışım. O karanlıkta kendimi bulamamışım.

Çocuk doğurdum, aman onun sağlığı, onun psikolojisi derken beni ben yapan birçok şeyden uzaklaştım. Hem çocuk, hem işi nasıl yürütücem diye sızlanırken, sızlanmayı bırakıp, işten ayrıldım. Ama bu yıllar yılı benimle bütünleşen bir parçayı, koskoca puzzle’dan eksiltmek gibi oldu. Bakıyorum, bakıyorum; resim hala guzel ama bildiğin eksik. Eksikleri, gedikleri, anlamsız boşlukları sevmeyen ben; işsiz bir Pınar ile yüzyüze kalınca, bakakalmışım: Yahu ben sana daha önce rastlamadım, kimsin, nesin, ne edersin?

İşsiz güçsüz Pınar evde bebekle, bebek maması, boku püsürüyle uğraşıp, onu evde bırakır da kısa süreliğine de olsa dışarı çıkarsa, vicdanen çöküklük hissedip, eve dönüp, depresif bulutların altında ezilirmiş. İşsiz Pınar iç sıkıntıları ile uyanıp, “Kızımla kaliteli vakit geçirmeliyim” diyerek bıraktığı işini özler olurmuş. Nefret edilen Pazar akşamları hiç de kötü değilmiş, hazırlanan sunumlar pek de keyifliymiş.

Evet, insan nankör bir varlık. Kendinde olmayana özlem duyuyor belki ama benimki öyle bir şey değildi.Benimki aslında elini, kolunu, yada bir duyunu kaybetmek gibiydi. Çalışmak, daha da açıkçası “üretmek” benim sistemimin bir parçası olmuş; ruhumun kolu, bacağı, kulağı sanki, onsuz kalınca “engelli” oldum. Engelli insanın engeline alışması zaman alıyor. Benim ki de uzunca bir zaman aldı.

Ama sonra ne farkettim, biliyor musunuz? Engel falan yok. Hepsini ben “üretmişim”. Benim üretkenliğim kara kara günler, düşünceler üretir olmuş, ben de içine çekilmişim ve hooop kaybolmuşum.

Kendimi bulmak için seyahatlere çıktım. Eşsiz, Dafnesiz, herşeyden uzak seyahatler… Zagreb, Venedik, New York…. Uzaklara gittim. Sokaklara, restoranlara,müzelere, kitaplara,  şarap şişelerinin içlerine baktım: Bana oralarda da rastlayamadım.

Simyacı gibi hemen içimdekinin farkına varamadım, döndüm dolaştım, aynı noktaya döndüğümde aydınlandım. Ben kendimi içime dönünce hatırladım.

İçe dönüş için tek biletin teslimiyet olduğunu anlamam uzun sürdü. Duruma direnmek değil, kabullenmek ve teslim olmak. Hayatı kontrol etmeye çalışmak değil, kendini akışa bırakmak.

Çocuk sahibi olmak, hatta ondan önce de evlenmek, tum bunlar sonrası işi bırakmak beni çok sorgular hale getirdi. Yahu ben evlenecek kadın mıydım? Çocuk yaptım da, şimdi nasıl onu iyi yetiştirmeyi başarıcam? Nasıl bu yeni hayata alışıcam? Off eski hayatım ne iyiydi derken, debelenerek çok efor harcamışım. Fazla düşünmüşüm, zihnime haddinden fazla kredi vermişim, kalbimi susturmuşum.

Son birkaç hafta zihnimi dinlemek yerine, içsel bir sessizlik yaşamayı tercih ettim. Meditasyonla zihnimi susturdum, şimdilerde yoga ile bedenimi terbiye ediyorum. Çok okuyorum. Çok kendimle kalıyorum. Çok nefes alıyorum. Az düşünüyorum.

İş kurdum, üretiyorum. Karanlık düşünceler yerine, projelerle uğraşıyorum. Geçmişe özenmek yerine, şimdide kalıyorum, onu kucaklıyorum.

Ben kaybettiğim ben’i buldum. Bulmuşken de unuttuğum diğer şeye, yazmaya döneyim dedim.

Siz de birşeyler kaybettiyseniz, uzaklarda aranmayın. Gözlerinizi kapayın, iç sesiniz sizi mutlaka doğru yere yönlendirecek. Ama iç sesinizi duyabilmek için tek yerin “ŞİMDİ” olduğunu unutmayın.

“Şimdi” kadar büyük bir hediye yok. Geçmiş adı üzerinde geçmiş, üzerine tırnaklarını da geçirsen tutunamazsın, yarın uzakta ve sisli; göremezsin, bilemezsin. ŞİMDİ burada, yanıbaşında, içinde, nefesinde, seninle.

Onun gücü senin gücün. O halde durmayın: ŞİMDİ herşey mümkün….

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s