Ayrılık ve Bölünme Üzerine…

Standard

İmdaaaaaaaaaat!!! İlk kez kızımdan ayrılıyorum! Bugün iş seyahatine gidiyorum. Henüz işe başlamadım ama katılmam gereken bir toplantı dolayısıyla Antalya’ya gitmem gerekiyor.

Bu gece nasıl uyurum, Dafne’ye sütünü kim verecek, banyosunu yaptırdıktan sonra kim ona uyku vakti ninnisini söyleyecek? Kızımın bir oda yanımda uyuduğunu bilmenin rahatlığını burada bırakıp, kocaman bir otelde naıl uyuyacağım ben? Cidden kalbim sıkışıyor. Yok, bu böyle olmaz, hemen kendime gelmeliyim.

 Dafne’ye anneannesi ve babası bakacak. En az benim kadar iyi bakacaklar elbette. Ben de hayatımın Dafne’den öncesi kısmını alıp şu anki zamana hooop diye bağlayıvereceğim. Yani bir nevi gerçek dünyaya geri döneceğim.

Kariyer kadını olmak demek hem evini hem işini en iyi şekilde idare etmek demek…olsa gerek… Göreceğim. Henüz ikisini bir arada yaşamış sayılmam çünkü. Evlendikten sonra çalışan bir kadın olarak ev ile ilgili öyle çok aktif olduğum söylenemez. Yemekleri zaten İlker yapıyor: 1) Yemek yapmaya bayılıyor. 2) Bu işte gerçekten çok usta 3) Bir mutfakta iki aşçı olmaz… Temizlik konusunda ise yardıma gelenimiz var, çok şükür! Bana işten gelince evde yayılıp, yemekleri mideye indirip, evimin televizyonunu izleyerek “Evimin kadını” olmak kısmet oluyor(du).  Artık bu da herşey gibi değişime uğruyor. Yemek memek konu değil de, Dafne’nin düzeni, onun bakımı vs işin içine girince “Evin annesi” olarak otomatik olarak “Evin kadını” da oluvereceğim. Zaten doğumdan sonra bir hijyen deliliği geldi bana. Gören beni dünyanın en titiz insanı zanneder. Bir elimle kapı kollarını silerken, ayağımla yere düşen mama önlüklerini bir şutla çamaşır makinesine doğru gönderiveriyorum. Bir yandan da “Bebek deterjanı koyulacak makinayaaaa” diye direktif veriyorum yardımcımıza. Biberonlar on kere yıkanıyor, sonra sterilize ediliyor. Ellerim antibakteriyal sabunla yüz kere yıkamaktan ponza taşı gibi pütür pütür oldu. Vallahi o sürekli titizlenen “Başak burcu”ndan değilim, hatta az biraz pasaklı Balık burcuyum. Ama gel gör ki Dafne’yi doğururken, içimden tüm pasaklı yanlarımı da çıkarıp alıp, öyle dikmişler herhalde karnımı. Bir temizim, bir titizim, bir deliyim ki oooooffff! İşte bu yüzden sanırım Evimin kadını rahat rahat olabilirim artık! Zaten mesele hem “Evimin kadını”, hem “İşimin kadını” olmakta!

 Hayal etmeye çalışıyorum: Sabah erkenden uyanıyorum. Dafne’ye koşuyorum hemen. Bana battaniyesinin altından gülümsüyor. Onu alıp, mememe yapıştırıyorum, bir yandan da dudağıma ruj, gözüme kalem sürmeye çalışıyorum.

Sonra onun gazını çıkarırken, pantalon giyiyorum. Onu öpüp koklayıp, evden fırlıyorum. Trafikte yol alırken (almaya çalışırken) evi arıyorum. Dafne’nin bir sonraki öğünü şu saatte, şu saate uyuyacak vs gibi detayların üzerinden geçiyorum. İşe varıyorum, toplantıya giriyorum. Pazarlama planlarına gömülüyorum, hmm evet şu müşteriye bu aktivite daha iyi olur derken aklımda “Acaba mamasını yedi mi? Gazı çıktı mı? Ağlıyor mu?” diye on tane tilki dolaşıyor.

Patronumun sorduğu bir soru tilkilere “Dağılıııın” diyor. Hooop konsantre ol, yok kızın mızın, eski Pınar’sın sen! Çalışıyorum, çalışıyorum.  Nefessiz çalışıyorum. Telefonum çalıyor. Annem “Dafne ağlıyor, susturamadık” diyor.

Gitsin kariyer Pınarı, aksın endişe Pınarı….  Elim ayağıma dolanıyor. Excel tabloları gidiyor, gözümün önüne Dafne’nin kızarmış gözleri geliyor. Tutmayın beniiiiiiiiiiiiiiii, kızımı susturmam lazım! Onlar beni tutmuyor ama ben kendimi tutuyorum. Gidemem. İşimin başında olmam lazım. Benim iki hayatım var artık. Mitoz bölünme yaşamışım. İşte tam bu aşamada merak ediyorum: 2 ayrı hayat, bu bölünmüşlük, bu idare etme halleri insana neler yapıyor? Nasıl idare ediliyor? “Evimin kadını” ile “İşimin kadını” birbirleriyle nasıl anlaşıyor? Bir nevi kumalık sistemi mi oluşuyor? Ne oluyor, nasıl oluyor?

 İşte böyle bir merak içindeyim. Çalışan anneler bu soruların cevaplarını biliyorlardır. Bilenler lütfen yorum bölümünde anlatsınlar… Yakında kendim yaşayıp göreceğim ama değişik tecrübe ve görüşleri bilmekte her zaman fayda var.

 Sizin hayatınızda kimin sözü geçiyor? Evinizin kadınının mı, işinizin kadınının mı?

 Evden çıkmama, Dafne’den ilk kez ayrılmama 2 saat kaldı. Kalbimde hala bir sızı… Derin nefeeeeeeeeeeeeeeeeeeees, bir, ikiiiiiii…………

 Herşey güzel olacak.

Reklamlar

2 responses »

  1. Bir solukta okudum, yazıyı koşarak yazmışsın sanki iki toplantı arasında 🙂 Ben öğretmen olduğum için rahatım sana göre. Ama vicdani bir işkolik olduğumu söyleyebilirim. Zira devlet öğretmenliğinde yatsan da oluyor çalışsan da. Ben çalışan bir öğretmen olarak endişeli velilerin endişelerini söndürmek, ağlayan bir çocuğu dinlemek, okunması ve üzerine tek tek post-it’lerle notlar düşülmesi gerek(meyebil)en ödevleri bitirmek ya da ergenliğin tavan yapan hormonları sonucu zayi olan bir sınıf eşyasının hesabını sormak üzere elim belimde sınıfın ortasında ciyaklamak için Yaman’ı emzirmeyi erteliyorum. O yüzden arabaya atlayıp eve dönerken, ki okulla ev arası 22 km, kendi kendime şişen ve sızlayan göğüslerimin hesabını sorup duruyorum devlete, bana okulda bir emzirme odası ayırmadığı için, parantez içinde emzirme reformu şart!
    Yaman’a annem bakıyor, İzmir’den kalkıp geldi yanımıza bunun için. Eve geldiğimde evim temiz, yemeğim hazır ve Yaman en fazla sıkılmış ve beni özlemiş oluyor. Kesinlikle eve hiçbir şekilde iş getirmemeye çalışıyorum, sınavları Yaman uyurken okuyorum, Yaman ağlarsa ya da canı sıkkınsa okumam, yapmam ya da bitirmem gereken şeyler bir kenara atılıyor.14 ay öncesindeki savunmasız minik eller şimdi birer yabaya dönüşmüş olsa da, o hala benim miniğim ve üniversite için, seçtiği yaşam için başka bir şehre onu uğurlayacağım günün eninde sonunda geleceğini bildiğimden “önce o, önce o” diyorum hep. Onunla hııın diye araba sürmek için bazen trafikte hız yapıyorum, bazen erteleyip biriktiriyorum işleri.
    Kısacası, bizde her şeyi Yaman’ın annesi kontrol ediyor. O nasıl isterse o şekilde ve o zamanda oluyor bitiyor işler. Bazen yığınla bulaşığı ellemiyorum ya da çamaşırlar çamaşır makinesinde bekliyor ama çoğunlukla uyumlu ve işbirlikçi bir yapısı olduğu için çamaşırları asarken çorapları ona veriyorum, o saçıyor etrafa bizim nemli çoraplarımızı ya da bulaşık makinesini boşaltırken plastik tabakları o alıp koyuyor mutfak halısının üstüne. Ben de alkışlıyorum oğlum bana yardım ediyor diye.

    İmza: Sana göre işi daha kolay bir anne

    • Ne guzel anlatmışsın:-)
      Herseyden önce gercekten de cocuklarımız geliyor, değil mi??
      İşin daha da kolaylaşsın inşallah!! Yaman’a kocaman sevgiler!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s