Esme deli Zaman!

Standard

Sanırım biri hayatımın fast-forward düğmesine bastı, herşey ultra hızlı akıyor. Uyandım, Dafne’ye mama vereyim, biraz oyun oynayalım, aaaa akşam olmuş! Gazete bile okuyamadan, diğer gün geliyor ve malesef Türkiye ve dünya gündemini birkaç gün rötarlı takip ediyorum. Şaka gibi!

Hayatımın gündemi genelde Dafne’nin kaka rengi ve kıvamı ve kaç ml süt içtiğinden ibaret. Televizyon izleyebildiğim kısa vakitlerde gözüm ekranda olsa da, ekrandakilerden farklı şeyler görüyorum: “Evet, sayın seyirciler, bugün fırtına dolayısıyla Dafne Hanım evinden çıkmadı. Evde çeşitli aktivitelerde bulunan Dafne Çağlayan, öğle yemeğinde 180 ml sütü mideye indirdi. Sonraki öğününde huysuzluk yaptı. Uzmanlar bunun sebebini araştırıyor. Bir yetkili “Arada böyle iştahsız dönemler olabilir” dedi… Ya yemin ediyorum, geçmiş 35 yılı sanki sıfırladım ve hayat sanki bu kadarcık düz: kaka, gaz, mama!

İtiraf edeyim: Ara sıra, boş bulunduğum nadir anlarda, flash-back’ler yaşıyorum. Genelde kendimi evlenmeden hemen önce yalnız yaşadığım boğaz kenarındaki, geniş teraslı evde buluyorum. Geniş diyorsam, geniş yani: çift kale maç yaparsın çok rahat! Ben ise sabahları geçen gemileri seyrederek güne başlamak, akşamüstleri ise arkadaşlarımla keyifli günbatımları yaşamak için çıkardım terasa. Güneşlenmek, mangal yapmak, hatta koyduğum şişme havuz sayesinde serinlemeye de vesile oldu sık sık… İşte o minicik kaçış anlarımda o terasta yalnız oluyorum. Ama acayip mutluyum. Az sonra kızlarla yemeğe gideceğim. Sonrasına bakarız: Bar, club, kafamıza göre Yorulursam eve dönerim. “E, yarın da Cumartesi, uyurum bir güzeeeeeeeeeeeeel” derkeeeeeeeeeeeeeen telsizden Dafne’nin minik minik uyanma efektleri…. Fonda bir hostes sesi “Dear passenger, we have just landed on the city of reality. Please make sure your seat belt is tightly fastened so you don’t try to escape to dreamland again!” Hoooop, geldik mi dünyaya? Ah, canım kızım benim! Yok vallahi yok, senden daha güzeli, beni daha mutlu edeni. Zaten o teras çok rüzgarlıydı, hep poyraz eserdi de mangalı bile ağız tadıyla yapamazdık!

Bazen de kendimi kocacımla eski günlerimizde buluyorum. Güzel bir butik otelde, elimizde şarabımız gün batımını seyrediyoruz. Başbaşa güzel bir yemek yiyeceğiz. Çok geç olmadan yatacağız. Uyumadan önce birbirimize eskisi gibi “Uyurken seni çok özleyeceğim” deyip öyle dalacağız uykuya. Hoooooooooooop, güm! Al sana uyku ile sonlanan bir hayal daha… Dafne mızmızlanıyor…Açlık huysuzluğu bu. Bir yandan mamasını hazırlarken, bir yandan da artık uyurken kızımızı özlediğimizi hatırlayıp, gülümsüyorum.

İlker bana ilk evlendiğimiz dönemlerde, sabah uyandığımızda “Sabah seni yanımda görünce, yatarken bile yanından ayırmadığı çok istediği bir hediyeye kavuşmuş , sabah uyanıp onu görünce tekrar tekrar sevinen küçük çocuk gibi hissediyorum” derdi. Tabii ki bu eskidendi:-) Evlilikte çocuk kalınmıyor, değil mi?:-)  Şimdi onun bu hissini her sabah ben Dafne ile yaşıyorum. İşte böyle birşeymiş çocuk sahibi olmak! Bu yüzden ara sıra gidip geldiğim, geçmiş hayatım sadece güzel bir anılar dizgisi olarak kalıyor. “Şimdi”ye daha bir bağlı gönlüm. Çünkü 1 saat bile ayrılmaya katlanamadığım kızımın şimdiler.

Bir de en başta yazdığım gibi ışık hızında yaşanmasa. Bir bakıyorum her şimdi 1 saniyede “eskidendi” oluveriyor. Bu hızla giderse Dafne çok yakında evlenip çoluk çucuğa karışır… Ben ise… Offff hayııııııııııııııır, yaşlanmayacağım! İnsan hiçbir datayını kaçırmak istemiyormuş çocuğunun. Bazen “büyüse de konuşsa” diyorum. Ama sonra bu hallerini özleyeceğimi farkediyorum ve hemen vazgeçiyorum. İşte bu yüzden, Ey Zaman, akma bu kadar hızlı! Bırak da günü doya doya yaşayalım… Geceleri de ekstra bir yavaş ol da, doyasıya uyuyalım.

Ya cidden, bir daha ne zaman “Bugün de hiç uyanasım yok, öğleye kadar uyuyayım, miskinlik yapayım” diyebileceğim? Bu büyük bir özgürlükmüş, yeni anladım… İstediği kadar uyuyabilenlere bir öğüt: sonuna kadar tadını çıkarın….

Ama bilin ki bizim de sabah battaniyesinin altından kafasını çıkarıp, güneş gibi gülümseyen bir miniğimiz var. İyi uykular!

Reklamlar

2 responses »

  1. hamilelik de böyle bi şey sanırım.
    bazen hemencecik geçirversin de gelsin minnak diyorum, sonra yeni annelerin hayatlarını okuyup amaann biraz daha uzun sürse iyi olur, son günlerin de tadını çıkarayım diyorum …
    bol bol uyuyayım bari 🙂

    • Bana da derlerdi “Kıymetini bil bu zamanın” diye ama ben sabırsızlanırdım.
      Cidden kıymetini bilmek lazımmış. Çook çook uyu, gez, sinemaya falan git.
      Yalnız olarak yapmaktan zevk aldığın herşeyi yap çünkü bundan sonra pek yalnız olamayacaksın:-) Hamilelik de keyifli birşeymiş… Bir daha çocuk yaparsam, hamileliğimin keyfini sonuna kadar sürerim….

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s